İstanbul Tuzla'da kimyasal üretimi yapan fabrikada patlama meydana geldi. Patlamada, 3 işçi hayatını kaybetti. Olayla ilgili 3 sanık ilk duruşmadan tahliye edildi.

İstanbul Tuzla'da bir fabrikada meydana gelen patlamada 3 işçi yaşamını yitirdi. Olayla ilgili 3 sanık, ilk duruşmada tahliye edildi. Fabrika sahibi Mustafa Umut Bıçak, duruşmadaki savunmasında,"Ruhsat için başvurularımızı yapmıştık, bu uzun bir süreçtir. ÇED raporunu aldık ve bunun üzerine üretim yapmaya yetkimiz olmuştu. Pandemi nedeniyle itfaiyeden alacağımız belgelerin süreci de çok uzadı ancak, buna ilişkin tüm eksiklikleri giderip hazırlıklarımızı yapmıştık. Fabrikada hiçbir eksiğimiz yoktu" ifadelerini kullandı.

SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ

Sanıklardan kimyager Onur Dağdelen, "Patlama sırasında orada değildim. Aynı sanayi sitesinde bulunan ikinci fabrikadaydım. Patlama olan fabrikada sorumlu olduğum tek alan Ar-Ge idi. O gün üretim de yoktu" şeklinde ifade verdi. Fabrikanın İş Güvenliği Uzmanı İlkin Günçavdı, "Vefat edenlerin ailelerine baş sağlığı diliyorum. Meslek hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyorum. Fabrikada yarı zamanlı çalışıyordum. Fabrikada tespit ettiğim bir eksiklik yoktu. Patlama neden oldu bilmiyorum" dedi. İş Güvenliği Şirketinin Sahibi Songül Öztürk ise, suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Mahkeme heyeti, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan yeniden rapor alınmasına ve tutuklu bulunan 3 sanığın da tahliyesine karar verdi.

ÖLEN İŞÇİLERİN AİLELERİ KARARA TEPKİ GÖSTERDİ

Patlamada eniştesini kaybeden Gülden Meral, "Eniştemin yüzünü bile göremedik. Toprağa koyduk. Bir can ya, bir can kaybı bu kadar basit olmamalı. İçimiz yanıyor. Kanalizasyondan olduğunu söylüyorlar ama, öyle değil. Çünkü eniştem 10 gün önce ramazanda bize geldi, 'Gülden bunlar bizim başımıza belaya sokacak. Ellerime bak' dedi, ellerini gösterdi. Olay yaşanmadan bir gün önceden patronu ve annesiyle görüştüğünde onlara da 'Bir gün patlayacağız. Bu malları buradan kaldırın' diyor" diye konuştu.

"PATLAMA OLURSA ARKANI DÖNÜP DUA EDİP KAÇACAKSIN"

Patlamada hayatını kaybeden Tayfun Aydın'ın eşi Çiğdem Aydın ise "Eşim defalarca uyardı. Hatta 'En son bunlar bizi patlatacaklar' demişti. Patronun annesine de söylediğinde, 'Patlarsak ne yapacağız Tayfuncuğum? Öyle bir şey olursa arkanı dönüp dua edip, kaçacaksın' demişti. Bu olay göz göre göre geldi. Ama sanık Mustafa Umut'un çıkması hak değil. Ben adalet istiyorum. Savcıma, hakimime yalvarıyorum. Bizi görün. Ben Mustafa Umut'a şunu demek istiyorum. Benim eşim toprağın altında ben nefes alamıyorum. Senin vicdanın rahat mı? Sen nefes alabiliyor musun?" dedi.

İDDİANAME

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 29 Nisan 2022'deki patlamada iş yerinde çalışan 3 kişinin öldüğü, birçok kişinin yaralandığı ve çevredeki fabrikaların zarar gördüğü belirtildi. Bilirkişi raporuna da yer verilen iddianamede Messer Kimya'nın sahibi Mustafa Umut Bıçak'ın asli derecede, Onur Dağdelen ve İlkin Günçavdı'nın ikinci derecede kusurlu bulunduğu vurgulandı. İddianamenin değerlendirme kısmında ise, "Her ne kadar bilirkişi raporunda şüpheli Songül Öztürk'ün bir ihmalinin olmadığı belirtilmişse de, Öztürk'ün Kuzey Çevre Teknoloji İş Sağlığı ve Güvenliği Danışmanlık Limited Şirketi'nin yetkilisi olduğu ve patlamanın meydana geldiği Messer Kimya isimli firmaya iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak hizmet verdikleri hatırlatıldı. Patlamanın gerçekleştiği iş yerinin güvenliğine dair hazırlanan raporların şirkete gönderildiği vurgulandı. Şirket yetkilisi Songül Öztürk'ün de söz konusu patlamada sorumluluğunun ve ihmalinin bulunduğu iddia edildi. Şüpheliler Mustafa Umut Bıçak, Onur Dağdelen, İlkin Günçaydı ve Songül Öztürk'ün 'Taksirle birden fazla kişinin ölüme neden olmak' suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.