Haber

Hakan Fidan: ABD ve İran ateşkes konusunda samimi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, ABD-İran müzakerelerine ilişkin, "Taraflar başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Her iki taraf da ateşkes konusunda samimi, ihtiyacın farkında" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

ABD-İRAN MÜZAKERELERİ
ABD ve İran tarafları müzakerelerdeki aldıkları adımları paylaştılar. Dün gün boyu müzakere taraflarıyla iletişim halindeydik, biz ne yapabiliriz onu da değerlendirmek için. Geldiğimiz noktada ABD daha açık bir açıklama yaptı. Vance masaya bir teklif getirdiklerini ve nükleer konuda tıkanma yaşandığını belirtti.

Taraflar başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Her iki taraf da ateşkes konusunda samimi, ihtiyacın farkında.

Müzakere edilen konu başlıklarına bakıldığında bunların 15 gün içinde anlaşılması ve imza atılması mümkün değildi. Tarafların iyi gittiği takdirde 45 veya 60 gün müzakerelerin devam edebilmesi için ilave ateşkes süresinin mümkün olabileceğini söyledik.

Nükleer konuda olay 'ya hep ya hiç'e dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Bunu da bazı arabulucuların ve diğer ülkelerin desteğiyle aşmaya çalışacağız

HÜRMÜZ KRİZİ
Hürmüz Boğazı savaşın sadece bölgesel değil küresel olduğunu da açıkça gösterdi. Dünya piyasalarının bunun bu kadar yakından hissettiği bir yerde savaşın küresel olduğunu gösteren en önemli nokta.

Hürmüz Boğazı bundan sonra nasıl işletilecek? Tüm dünya bu sorunun yanıtını bekliyor. İranlılar ateşkesin parçası olarak Hürmüz ile ilgili belli talepleri getiriyorlar. Benim gördüğüm serbest geçiş ile ilgili bir sıkıntı olmaz.

"HİÇBİR ÜLKE SAVAŞA DAHİL OLMAK İSTEMİYOR"
Fransızların İngilizlerin teklif ettiği modeller var. "Savaşta ateşkes olmuş olmamış, ülkelerin anlaşmasını bekleyecek durumumuz yok" yaklaşımı var. Diğer taraftan "Ülkeler görüşüyor" beklentisi de var. Boğazın açık tutulması ve İran'a karşı savaşta olma tarafı var. Ülkeler bu savaşa dahil olmak istemiyor.

Biz Hürmüz'ün kapatılmasının dolaylı etkisini hissediyoruz. Bu da ekonomiye uzun vadede büyük yük bindirir.

Bizim durduğumuz yer barış yoluyla buranın açılması. Uluslararası bir silahlı barış gücüyle buraya müdahil olmanın çok fazla zorlukları var. Birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını görüyoruz. İran ile gerekli müzakerelerin yapılıp boğazın açılması gerekiyor. Müzakere sonuçlandığında Hürmüz ile ilgili bir sorun kalacağını düşünmüyorum.

"Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir önerme getirilecek mi?" sorun burada başlıyor. Herkes tüm bu sıkıntılara geçici olduğunu düşünerek katlanıyor.

"İSRAİL YAYILMACI POLİTİKASINI SÜRDÜRÜYOR"
7 Ekim'den sonra başlayan süreçte İsrail'in ortaya koyduğu yayılmacı politikayı ısrarla devam ettirmesi bölgede bazı fay hatlarını daha da kırılgan hale getiriyor. Küresel bir sıkıntıda başka aktörlerin işine yarayabilecek bir senaryo çıkabiliyor. Savaşın bir an önce kalıcı barışı, ateşkes dönüşmesi gerekiyor. Bu konuda yoğun bir çalışma içindeyiz. Savaş sonrası bölgede kalıcı bir barış olmasını diliyoruz.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI
Lübnan'daki olaylara baktığınız zaman bu İsrail'in yayılmacı politikaları olarak karşımıza çıkıyor. İsrail, Lübnan'da belli nüfusun yaşadığı yeri sürekli bombalıyor ve Gazze'deki tanıdık resmi de görüyoruz. Geniş yayılma hamlesiyle yerlerinden edilmiş insanların çok daha büyük bir trajedinin parçası olduğunu da görüyoruz. Suriye'de de bir sorun alanı görüyoruz.

Gazze, insansızlaştırmaya yönelik bir operasyondu, Batı Şeria, Kudüs, Lübnan hepsinde benzer hamleler var. İsrail'in hep hedefinde olan bir husustu, bunu hayata geçirmek için fırsat bekliyordu. 2023 Ekim'den sonra da bu fırsatı buldu. İsrail güvenlik peşinde değil, daha fazla toprak peşinde, yayılmacılığını güvenlik başlığı altına gizliyor. Lübnan hükümetinin Hizbullah'ı tek başına silahsızlaştırmaya gücü yetmez. Burada topyekün bir çözüm gerekiyor. İsrail'in eylemleri provokatif.

"NETANYAHU HER ZAMANKİ GİBİ OYUNU BOZDU"
Lübnan ilk başta ateşkese dahil olarak algılandı. Fakat Netanyahu her zaman yaptığı gibi oyunu bozdu, ABD'de de buna ses çıkarmadı. İlk günkü çok sayıda sivilin öldürüldüğü saldırıya benzer bir saldırı olmadı. Bu da ABD resmi olarak Lübnan'ın dahil edildiğini söylemese de İsrail'e saldırmaması yönünde uyarıda bulunduğu anlaşılıyor.

SURİYE
Ortaya konan yönetim tarzının halk desteğini alması gerek. SDG ile entegrasyon sürecinin devam etmesi önemli. Ulaşması gereken hedefler var. Güneyde Süveyda bölümünde İsrail'in burayı kullanma arzusu var. Asıl sorun ülkedeki yıkımın rehabilite edilmesi, güvenlik sağlandıkça bunun yapılabileceğini düşünüyoruz.

İsrail'in Suriye'ye yönelik ertelediği politikaların oluşturacağı riskler var. Şu an İran'a saldırıları dolayısıyla yapmıyor, önceliği o değil. Ancak zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir. Netanyahu ve ekibinin perspektifi belli, biz de buna göre önlemleri alıyoruz.

"İSRAİL DÜŞMANSIZ YAŞAYAMAZ"
İsrail, Türkiye'nin stratejik dengesini hazmedemiyor. İsrail Türkiye'yi istediği gibi aşağı çekecek hamle göremiyor. Filistin, Lübnan, İran konusunda söylediklerimizin hepsi İsrail'in yayılmacılığıyla taban tabana zıt. Cumhurbaşkanımızın dünya liderleriyle iletişimi, bölgedeki önemi tüm bunlar İsrail'i alt üst eden bir durum.

İran'dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz. (Netanyahu) Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz.

"ANKARA'DAKİ ZİRVE NATO TARİHİNİN EN ÖNEMLİ ZİRVESİ OLACAK"
ABD ve Avrupa arasındaki en büyük kriz Ukrayna'da çıktı. Trump ile birlikte 'Amerika'nın olmadığı bir Avrupa güveliği gerekiyor' düşüncesine vardılar. Bunu çok dikkatli bir şekilde ilerletmek gerekiyor. AB de bu konuda gerektiği gibi tartışamıyor, AB bunu tek başına yapacak mı? Yoksa Türkiye, Norveç ülkeleri de dahil ederek mi yapacak. Bu noktada ön açıcı, stratejik tekliflerimiz var. Türkiye burada ana aktör olarak hem görüş oluşturmada hem sistem kurmada hem de pratikte çok ciddi rol almak durumunda.

Trump Ankara zirvesine davet edildi. NATO ülkelerinin bunu fırsata çevirmesi lazım. Ankara'daki zirve belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak.

GAZZE
Gazze'yi hep gündemde tuttuk. Barış görüşmelerinin birinci aşaması Kahire'de halen devam ediyor. Birinci aşamada tamamlanmamış unsurlar var İsrail tarafından. Bunlar tamamlanmadan ikinci aşamaya geçilemez. Mısırlı kardeşlerimiz de büyük çaba gösteriyor. Çabamız savaşın tekrar başlamaması.

Ancak temelde İsrail'in temeldeki hedefinden vazgeçmediği görüyoruz, halkın orada rahat kalabileceği tüm unsurları engellemeye çalışıyor. İsrail'in birinci aşamayı tamamlaması gerekiyor.

İsrail'in normalleşmesi için ABD'nin İsrail politikasının normalleşmesi gerekiyor.