İravani, perşembe günü Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Güvenlik Konseyi Başkanı James Kariuki’ye hitaben kaleme aldığı mektupta, “İran İslam Cumhuriyeti, en üst düzeyde defalarca gerilim ya da savaş arayışında olmadığını ve herhangi bir savaşı başlatmayacağını belirtmiştir. Ancak askeri saldırıya maruz kalması durumunda, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca sahip olduğu meşru müdafaa hakkı çerçevesinde kararlı ve orantılı şekilde karşılık verecektir” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik olası bir askeri saldırı bağlamında Diego Garcia üssünün kullanılmasını tehdit olarak gündeme getirdiğini ifade eden İravani, böyle bir adımın Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukun açık bir ihlali anlamına geleceğini kaydetti. İravani, bunun bölgeyi yeni bir kriz ve istikrarsızlık döngüsüne sürükleme riski taşıdığı uyarısında bulundu.
İravani, bölgede ABD’nin askeri yığınak ve sevkiyat faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek ve İran’a yönelik tehditlerin “sadece retorik olarak değerlendirilemeyeceğini” söyledi. İranlı diplomat, böyle bir senaryonun bölge için “felaket sonuçlar” doğuracağını ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi tehdit oluşturacağını kaydetti.
İravani, Tahran’ın ABD ile yürütülen nükleer görüşmelere “ciddiyet ve iyi niyetle” katıldığını ifade etti. İran’ın, tek taraflı yaptırımların tamamen ve doğrulanabilir biçimde kaldırılmasını talep ettiğini belirten İravani, aynı zamanda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamındaki vazgeçilmez haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Bununla birlikte İravani, İran’ın askeri saldırıya maruz kalması durumunda ABD’nin bölgedeki tüm üsleri, tesisleri ve varlıklarının İran’ın savunması kapsamında meşru hedef olacağını ifade etti.
İran ayrıca Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak ABD’nin güç kullanma tehdidini derhal sonlandırmasını sağlamak için Konsey’in yetkilerini kullanmasını isteyen İravani, BM Şartı’nın özellikle güç kullanma tehdidini yasaklayan 2(4). maddesine atıf yaparak bu tür tehditlerin normalleştirilmemesi gerektiği kaydetti.