MHP lideri Devlet Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ü parti genel merkezindeki makam odasında kabul etti. Bahçeli, Terörsüz Türkiye konusunda Habertürk’e önemli açıklamalarda bulundu.

-Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir aşamaya geldik. Bu noktaya gelirken, önemli bir sorunla ya da sıkıntıyla karşılaştınız mı? Temel yaklaşımınızı nasıl özetlersiniz?

“Sürecin başından itibaren çok ciddi bir sıkıntıyla ve zorlukla karşılaşmadık. Esasen bizim meseleye dair yaklaşımımız şöyle ifade edilebilir. Türkiye terörle mücadele konusunda önemli mesafeler aldı. Başarılar elde etti. Ancak ülke genelinde bölücü faaliyetlerin getirdiği bazı tahrikler ve gerilimler sözkonusuydu. Ne yapabiliriz diye düşünüyor, çalışıyorduk. Kamuoyundaki tartışmaları yakinen takip ediyorduk.”

-Sonra 1 Ekim’deki el sıkışma gerçekleşti. MHP lideri olarak DEM Parti sıralarına giderek bunu yaptınız. Ne düşündünüz?

-Malumunuz 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı. İç ve dış bazı meseleler üzerinde durdu. Konuşmasının son bölümünde iktidarla muhalefetin Meclis çatısı altında işbirliği yapmasına işaret etti. Konuşma bittikten sonra AK Parti mensubu milletvekilleri Cumhurbaşkanı için ayağa kalktılar. Biz de Cumhur İttifakı tarafı olarak aynı harekette bulunduk. Ardından DEM tarafına doğru adım attım. Bir taziyeleri vardı, onu yerine getirirken el sıkışma gerçekleşti. Onlar da şaşırdı. Tabiki kamuoyunun da çok dikkatini çekti.”

-Planlanmış bir adım mıydı? Devamında 22 Ekim tarihli grup konuşmasındaki çağrılarınız geldi çünkü.

-Biz bir yanıyla Sayın Cumhurbaşkanının meclise yönelik çağrısının gereğini yerine getirmiş olduk. Diğer yandan insani bir vazifeyi yerine getirdik. Evet o günden sonra çok konuşulup tartışıldı. Sonra belirttiğiniz tarihte DEM Parti Grubunda PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakma çağrısında bulunulmasını talep ettik. Sonrasında süreç hızlandı. İmralı’ya heyetler gitti. Çeşitli temaslar oldu. Bize gelenler oldu. O günlerde başlayan bu konuşmalar süreci verimli bir noktaya getirdi.

-Meclis çatısı altındaki komisyon öneriniz de sürecin önemli aşamalarından birisi oldu. Sizin tasavvur ettiğiniz gibi oldu mu komisyon çalışmaları?

-Meclis'te kurulan komisyon her şeyden evvel kahir ekseriyetin katılımı ve temsiliyle yola çıktı. En kritik kararlarda komisyon üyelerinin tamamına yakını evet oyu verdi. Komisyonun nihai raporunda bu rakam 47 oldu. Meclis Başkanımızın yönetiminde 21 toplantı ve fevkalade önemli görüşmeler yapıldı.

-Bu geniş mutabakatın Çerçeve Yasa’nın kabulünde rol oynadığını ifade ediyorsunuz bir manada. 467 evet oyuyla yasa kabul edildi. Böyle bir rakamı bekliyor muydunuz?

-İfade ettiğiniz gibi komisyonda sağlanan mutabakat, kamuoyunun açık biçimde takip ettiği fikir alışverişleri, yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakatı ortaya çıkardı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu. Bu süreci fevkalade güçlü kılan bir husustur.

KKTC'de yolcu gemisi kazası! "Geminin ön tarafı kopunca alabora oldu"
KKTC'de yolcu gemisi kazası! "Geminin ön tarafı kopunca alabora oldu"
İçeriği Görüntüle

-Bu mutabakat sahada da var mı? Aynı ölçüde yansıdığını düşünüyor musunuz?

-Şöyle bir misal vereyim. Bizim Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde teşkilatlarımız var. Burada arkadaşlarımız halkla temas halindeler her zaman. Fakat bu hadiselerin ardından oradaki aşiret liderleri, kanaat önderleri ve toplumun farklı kesimlerinden partimize akın akın ziyaretler gerçekleşti. Muazzam bir kaynaşmaya vesile oldu. Halen de devam ediyor.

-Hafta içinde iki kamuoyu araştırmasına dair bazı eleştirileriniz ve tepkileriniz oldu. Birisi Amed Spor’la ilgili. Diğeri ise Türkiye’deki dini hayata dair bazı iddialar içeren bir araştırma.

-Öncelikle daha önce de gündeme getirdiğimiz gibi kamuoyu araştırmalarının muhakkak sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerekiyor. Toplum doğru bilgilerle aydınlatılmalı. Önüne gelenin araştırma yapması ve ilan etmesi doğru değil. Bunlar kamuoyu araştırması mı, yoksa kamuoyu oluşturma, algı oluşturma çabası mı? Bunlar kabul edilemez.

Amed konusuna gelince. Türkiye’de futbol sadece sahadaki mücadeleyle değil, stadyumdaki coşkusuyla, tribünlerde gerçekleşen bir hadise. Oralardaki hareketliliği tribün liderleri, amigo denen kişiler yönlendiriyor. Benim endişem bunların maksatlı kullanılmasına yönelik hassasiyetimle ilgilidir.

Kamuoyu hatırlayacaktır. Bir Beşiktaş maçında atılan sloganlardan duyduğum rahatsızlık nedeniyle kulüp üyeliğimden ayrıldım. Çünkü tribünlerdeki hareketliliğin kontrolsüz hale gelmesi durumunda nereye gidebileceğini kimse kestiremez.

-Bir de spor üzerinden kimlik tartışması yapılmasına dair eleştiriniz vardı.

-Şunu ifade ettik. Ne olduğu belirsiz bir araştırma üzerinden siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söylemek ve sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir. Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir. Kimlikle bütünleştirme çabaları Türkiye’yi farklı bir yere götürür. Karşılıklı tepkilerle bazı konular tekrar tehlikeli boyutlar kazanabilir.

-Diğer araştırma Türkiye’deki dini hayata dair bazı iddialar içeriyordu.

-Bu anketi kim yapıyor ve ne kadar sağlıklı. Bu denli hassas konular üzerinden toplumu ayrıştırmak, yanlış bilgilendirmek son derece vahim sonuçlar ortaya çıkarır. Bu hususta yaptığımız açıklamada da dile getirdik. İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi göstermek, büyük bir saptırma ve bir beşinci kol faaliyetidir. Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır.

-Terörsüz Türkiye sürece devam ederken, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bir ortak anlaşma imzaladı. Mekke Anlaşması veya ittifakı olarak ifade edilen bu anlaşmayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Fevkalade sağlıklı ve önemli bir anlaşma. Genişleme eğiliminde olması da son derece stratejik değere haiz. 57 Müslüman ülke var. Muazzam nüfuslara ve yeraltı kaynaklarına sahipler. Ancak sahip oldukları potansiyeli değerlendiremiyorlar. Batı karşısında bir lider ülke çıkaramıyorlar. Türkiye’nin liderliğinde bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde bu durum bizi merkeze taşır, dünyada çok daha itibarlı hale getirir. İslam dünyası da bundan büyük faydalar görür. Atılan adımlar önemli, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanısıra diğer ülkelerle bu ittifak çok daha güçlü hale gelecektir.

-Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ikinci dönemini tamamlamak üzere. 2018 ve 2023 seçimleriyle birlikte. Sistemin devamı yönünde düşünceleriniz nelerdir?

-Türkiye'nin her şeyden önce siyasi istikrara ihtiyacı var. Bu ihtiyacı kalı olarak sağlayan sistem de budur. Aradan geçen iki dönem içinde sistemin uygulamasına dair bazı noktaların gözden geçirilmesi önemlidir. Her şeyden evvel sistemin sağlıklı işlemesi için bir anayasaya ihtiyaç vardır.

-Siz yakın yakın bir tarihte seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda bazı değişiklikler yapılmasını da gündeme getirdiniz. Bu konuda önerileriniz nelerdir? Nelerin değişmesini öngörüyorsunuz?

-Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek, hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil, sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır.

Kaynak: Habertürk