Haber

Moldova’da “Konrad Adenauer Vakfı”nın özel mesaisi

Doğu Avrupa’da adeta iki arada bir derede kalmış ülkeler sayılsın dense, herhalde baş sıraya yazılacak ülkelerden birisi kuşkusuz Moldova olurdu. Ülke Sovyet kimliği, geçmişi ve Rus dil ve kültür aidiyeti ile Avrupa arasında gidip geliyor tam olarak onlarca yıldır.

Özel olarak Avrupa Birliği, Moldova’yı “Bağımsız Devletler Topluluğu”nun etki alanından çıkarmak, Rusya Federasyonu’nun ekonomik – politik – diplomatik ve sosyo-kültür tesir sahasından koparmak maksadıyla sayısız resmi ve hususi kurum ve kuruluşu ile kelimenin tam anlamıyla seferber olmuş durumda. Avrupa devletleri hükümetlerine bağlı çeşit çeşit teşkilatların yanı sıra, bir de devasa bir sivil toplum kuruluşu ve kar amacı gütmeyen (ticari olmayan) organizasyonlar listesi var ki, Moldova’nın nihai eksenini doğudan batıya kaydırabilmek için neredeyse gece gündüz mesai yapıyorlar uzun yıllardır. Bunlardan birisi de Almanya’nın meşhur Konrad Adenauer Vakfı. Hıristiyan Demokrat Parti’ye yakınlığı ile bilinen Adenauer Vakfı’nın son yıllarda Moldova’ya dönük ilgisi arttıkça artıyor. Adenauer’ın resmi ve fiili faaliyet alanları birbirlerinden çok farklı Adenauer Vakfı’nın künyesindeki resmi kuruluş ve temel faaliyet amacına bakıldığında, Avrupa entegrasyonunun kuvvetlendirilmesi için çalışan, sanatın ve kültürün gelişmesine katkı sunan hükümet dışı, ticari olmayan bir kuruluş olduğu yazılı bilindiği üzere. Öte yandan işin biraz derinine inildiğinde bu kurumun uzunca süredir çalışmalarının merkezinde; irili ufaklı çok farklı ülkelerde resmi muhalefete çeşitli türden destek vermekten dış destek yoluyla onlara meşruiyet kazandırmaya, uluslar arası toplum nezdinde onlar lehine fikirler oluşturup geliştirmekten protest yapılar ve hareketleri finanse edip güçlendirmeye, üyelerinin enformatif – psikolojik ve ideolojik anlamda “işlenmesinden” Avrupa’ya ve onun birliğine angaje medya ve internet kaynakları üzerinden “protesto” ideolojisinin yaygınlaştırılmasına kadar bir dolu faaliyet alanının yattığı görülür. Bunun yanı sıra Adaneuer Vakfı’nın cömert fonlarının değişik türdeki eğitim programları aynı zamanda, yetenekli gençlerin, rejim karşıtı görüşlerinin bir dizi burs programları ile desteklenmesi suretiyle muhalefet hareketlerinin yörüngesine dâhil edilmesi misyon ve hedefini de kapsıyor. Zaman içinde ise, vakfın genç bursiyerlerinin kariyer basamaklarını yükselmesi sağlanarak, ülke içinde üstlendikleri milli görevlerinde vakfın ve yüklendiği misyonun çıkarları yönünde lobi yapmaları sağlanıyor. Adenauer Vakfı neredeyse devlet politikalarını tayin etmeye başlar olmuş Adenauer Vakfı’nın Moldova’daki faaliyetleri ise yukarıda sıralananlar ile sınırlı değil ve bunlar belki de deyim yerindeyse buzdağının gözüken kısmı. Çünkü vakfın Moldova’da yaptığı salt ülke siyasetine basitçe karışmak değil ancak bizzat devlet başkanı ve hükümete hangi kararları almaları, devlet politikasının nasıl bir yol izlemesi gerektiğini de dikte ettirmek aynı zamanda. Bunlar spekülasyon, tahmin veya söylentinin çok ötesinde, bizzat resmi belgelerce sabit olan gerçekler. Meselenin özü Moldova Cumhuriyeti Başkanlık yönetimi ile Konrad Adenauer Vakfı arasında imzalanan memorandum. Moldova tarafı adına söz konusu belgeyi başkanlık genel sekreteri Andrey Spınu, Alman vakfı adına ise Hans Martin Sieg imzaladılar. Belgenin metnine göre; başkanlık yönetimi vakfa sadece projelerin uygulanması için gerekli her türlü bilgiye erişim sağlamayı değil ancak aynı zamanda danışmanların istihdamı konularındaki amaçları da düzenli olarak rapor etmeyi taahhüt ediyor. Ayrıca söz konusu belgede, Moldova’daki belirli kamu pozisyonlarının oluşturulması, bunların şartları ve uzmanların seçimine ilişkin kararların da münhasıran ortaklaşa alınacağı belirtiliyor. Dahası; devlet projeleri çerçevesinde, bu projelere danışmanlık yapacak kişilerin sadece başkanlık kurumu tarafından değil, ama aynı zamanda bizzat vakfın kendisi tarafından önerilmesi öngörülüyor yine adı geçen dokümanın ilgili maddelerinde. Adenauer Vakfı başkanı Moldova Devlet Başkanının temel danışmanlarından Adenauer Vakfı’nın başındaki isim Hans Martin Sieg, enteresan ancak gerçek o ki, aynı zamanda Moldova Devlet Başkanı Mayya Sandu’nun, stratejik planlama ve Avrupa Birliği konularındaki danışmanlığı görevini icra ediyor. Buna rağmen vakfın resmi sitesinde Sieg, Moldova’nın fiilen Romanya’ya entegre olmasını savunuyor. Öte yandan Moldova’nın Romanya tarafından orta – uzun vadede paylaşılması hedefleri bağlamında Romanya Kilisesi de bir yandan pek boş durmuyor. Bükreş son zamanlarda Sandu Hükümeti’ne, Rumen kilisesinin desteklenmesi konusunda adeta doğrudan talimatlar vermeye başlamış durumda. Bunun da ötesinde Martin Sieg’in talimatı doğrultusunda, başbakanın yeniden-entegrasyondan sorumlu yardımcılığına Oleg Serebryan atandı yakın zamanda. Kendisinin göreve gelmesinden sonra Kşinyov’un Transdnyester (Pridnyestrovye) politikası daha da sertleşmek suretiyle peyderpey kötüye gitmeye başladı. Sieg’in de katkılarıyla yeni Moldova yönetimi Doğu Avrupa’da ayrılıkçılığı kışkırtıyor Vakıf tarafından kontrol edilen Moldovalı yetkililerin eliyle Sieg, sadece Moldova'da değil, genel olarak Avrupa'nın güneyi ve doğusundaki etnik gruplar ve mezhepler arası ihtilaf ve çatışmaları aktif olarak kaşımaya ve kışkırtmaya başlamış durumda çoktandır. Sanki Moldovalıları bu gündemlerden uzak kılmak için “Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü” adında, vitrinden ibaret güzel bir tablo çizilmeye çalışılıyor. Ne var ki sadece bölge ve komşu ülkeler değil, tabiri caiz ise yedi âlem biliyor ki, nesnel açıdan Kşinyov Avrupa Birliği’nin meşhur kriterlerinin hemen hiçbirisini uzak ara karşılamıyor. Nitekim gözüken o ki Moldova eninde sonunda ve bir şekilde Avrupa Birliği’ne girebilirse, bu ancak Sandu ve Adenauer Vakfı'nın çabalarıyla ve Romanya çatısı altında, Romanya bünyesinde olacak gibi gözüküyor…