‘Her şey bir anayasal eşit vatandaşlıktan geçiyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasında herkesin eşit olduğu yazıyor. Ancak o anayasanın uygulanmasında, kanunlarında, kanun koyucuların bakış açılarında, kanun uygulayıcıların bakış açılarında ve yerleşik içtihatlardan dolayı çok önemli sorunlarımız var.….Ve önünde sonunda bir anayasa yapacağız. Yapacağımız anayasa, gerçekten çağın gereklerini karşılayan, darbenin kurumlarından kurtulmuş, darbe pratiğinden kurtulmuş; tam olarak eşitlikçi, doğayı gören, çevreyi gören, örneğin yeni anayasal kavramları sahiplenen, belli eşitsizliklere belli haksızlıklara farklı yönleriyle müdahale edebilen ve Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyanın en güçlü, en önde, en müreffeh ve en barış içinde ülkelerinden bir tanesi haline getirebilecek bir toplum sözleşmesiyle hep beraber inşa etmeye ihtiyaç var. Ama bu sözleşmeyi bugünkü anayasaya uymayanlarla, Erdoğan’a yapılması gereken bir analizi Erdoğan'a yapanlarla, şimdi o kendine yapılmış anayasaya bile uymayanlarla ve bu anayasayı aslında kendisi için, ki küçük ortak söylüyor; revize etme ihtiyacımızı tatmin etmek için bir gün bize, bir gün size, bir gün bir başkasına giden birtakım pazarlıkçı tekliflerle ama sonunda dönüp dolaşıp kendi rejimini yeniden inşa etmek, yeniden sürdürmek için yaptığı uyanıklıklara karşı uyanık olarak biz bu anayasayı yapacağız. İlk önce bu iktidarı hep birlikte değiştireceğiz, sonra oturacağız gerçek bir toplum sözleşmesini tüm yönleriyle konuşacağız, hayata geçireceğiz ve bu ülkede geçen anayasa gibi değil; toplumun tamamını yani yüzde 95'ini memnun edecek bir anayasayı, gerçekten eşitlikçi bir anayasayı yazarak bu ülkeyi ikinci yüzyılda hep birlikte çok daha güçlü bir noktaya getireceğiz. (bkz. https://www.tele1.com.tr/ozgur-ozelden-anayasa-cikisi-biz-yapacagiz) ’

Daha önceden CHP’li Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şunları söylemişti:

‘Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem grup toplantısında hem TRT yayınında konuştu. 6 siyasi partinin hazırladığı 244 sayfalık Ortak Politikalar Metninin ciddi şekilde Erdoğan'ın kimyasını bozduğunu, kendisini rahatsız ettiğini ve 6 partinin bir araya gelerek vardıkları böyle bir büyük mutabakatın kendisini son derece rahatsız ettiğini hepimiz gözlemledik. Yaptığı grup toplantısının neredeyse tamamını bu metne ayırdı ve kendisi en iyi bildiği şeyi yapmaya çalıştı; dezenformasyon yaptı, yanıltmaya çalıştı. Cumhuriyetin ikinci yüz yılına, 9 ana başlık, 75 alt başlık ve 2300 somut vaadi ortaya koyduğumuz bu metne karşı son çareye ama en iyi bildikleri şeye, yalana sarıldı…Bunlar belediyelere, yerel yönetimlere özerklik vereceklermiş diyor. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parti programının 54'üncü sayfasında yerel yönetim başlığı var. 54'üncü sayfadaki yerel yönetim başlığında diyorsunuz ki: "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uygun olarak anayasal sistemimize yerel yönetim hakkının dahil edilmesi sağlanacaktır." Bakın bizi suçladığını, kendi partisinin üzerinde ambleminin olduğu parti programında bu yazıyor’ (bkz.https://chp.org.tr/haberler/ozgur-ozel-ortak-metin-erdoganin-kimyasini-bozdu) .

 

HUKUKUN EKONOMİ-POLİTİĞİ

Hukuk alanındaki gelişmelere nasıl bakmalıyız? İktidarın hukuksal örgütlenmesi ile sosyo-ekonomik yapılanmasını somutta birleştirerek ideoloji ve siyasal-iktisat arasındaki ilişkileri anlamaya çalışarak! Engels, Karl Marks’ın ‘Siyasal İktisadın Eleştirisine Önsöz’de

tarihte bütün hukuki sistemlerin ancak bunlara denk düşen çağların maddî yaşam koşulları belirlendiğinde kavranabileceğini vurgular. Karl Marks, hukukun bağımsız bir tarihi olmadığını belirtir ve Roma hukukunun biraz değiştirilerek burjuva toplumu tarafından benimsenmesini serbest rekabet kavramıyla ilişkilendirir. Yine Engels, Fransız Medeni Yasasını burjuva toplumunun klasik bir yasası olarak tanımlamaktadır.       

Aksi halde mesele kuru bir hukuk veya siyaset meselesi olarak anlaşılabilir ki, o zaman şu klişe kavramlarla karşılaşıyoruz: çağdaş hukuk, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti..vb. Buna benzer biçimde demokrasi kavramı ile ilgili de hem boş hem de nahoş bir teraneler yığını vardır. Oysaki Atina demokrasisi, burjuva demokrasisi ve de sosyalist toplumlar için kullanılan halk demokrasisi kavramlarından aynı şeyi anlayabilir miyiz?   

İdeolojik bir örnekse, klasik burjuva iktisat kuramının iktisadî çıkarlarını ençoklamaya odaklı iktisadî insanı, doğal hukukun akılcı özünden kaynaklanmıştır.

Hukukun siyasal iktisadını anlamak ve örnekse burjuva hukukundaki sınıfsal örgüyü kavramak için başta anayasa hukuku ama özellikle iş hukuku ve ticaret hukuku düzenlemeleri çok tipik olanaklar sunar bize. Hukukun kendi iç sistematiğinden dolayı iktisadî alt yapıdan göreli özerkliği yanıltıcı olmamalıdır. Bu anlamda ideolojisiz anayasa kavramı tam anlamıyla bir aldatmacadır. İdeoloji kavramını Türkçeleştirip düşünbilim dersek, sorun daha iyi açıklığa kavuşur. Hiç düşünbilimsiz bir kurucu metin olabilir mi? İdelojiden arıtma derken kast edilen şey istenmeyen ideolojinin yerine başka bir idolojiyi koymak niyetidir aslında. Yeni ideolojide örneğin, ulus, cemiyet kavramları yerine cemaat(ler), etnisiteler konmak isteniyor olabilir mi? Merkezi otorite güçsüzleştirilirken yerel özerklikler üzerinden emperyalizmin denetimi kolaylaştırılmak mı isteniyor?

         

Hukuku sosyo-ekonomik yapıyla ilişkili biçimde ele almak gereğini bu ölçüde vurgulamakla yetinmek istiyoruz. Çünkü hukukun siyasal iktisadı başlıbaşına bir tez konusudur. Ayrıca belirtelim ki, hukukun siyasal iktisadı konusunda oldukça kabarık bir yazın da vardır. Marx ve Engels’in bu konularda genel çerçeve olarak işimize yarayacak görüşlerinin yanı sıra, ardıl Marksçıların çalışmalarına da bakılabilir. Örnekse, Althusser, Pecheux, Edelman, Macherey, Balibar, Jessop dahil Düzenleme okulu çevresi, Poulantzas, Hunt, Fine, Woodiwiss vd.   

Kaynak: Haber Merkezi