Orta Asya son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgede bitmek bilmeyen iştahına iyiden iyiye yem olmaya başladı. ABD’nin Orta Asya ülkelerine dönük artan ilgisi henüz eski başkanlardan Barak Obama döneminde başlamıştı. Nispeten kısa sayılabilecek bir sürede Tacikistan’da, özellikle genç kitleleri aktif olarak kendisine çeken “Amerikan Merkezleri” adeta mantar gibi yayılmaya başladı. Buralarda genel itibariyle; İngilizce dilinin öğretimi, konuşma kulüpleri, liderlik niteliklerinin geliştirilmesi ve sivil toplum kurumlarının oluşturulması üzerine eğitimler ve “master-klass”lar başta olmak üzere kültürel - eğitsel faaliyetler yürütülüyor. Söz konusu etkinlikler hem Amerikalı uzmanların katılımlarıyla organize edilirken hem de Tacik mezunlara “Full Bright Değişim Programı”na katılım fırsatı veriliyor. Tacikistan’daki bu merkezler Amerikan çıkarlarına hizmet etmesi amacıyla belirli misyonların yerine getirilmesi için platform olarak kullanılıyor. Adı geçen platformlardan Amerikan resmi kurumları ve sivil toplum örgütleri aktif şekilde istifade ederlerken, bir yandan da Tacik sivil toplum kuruluşlarına insan hakları ile sivil ve muhalefet yönelimi alanlarında danışmanlık hizmetleri temin ediliyor. Öte yandan Tacik elitlerinin çocukları da Amerikan yüksek öğretim kurumlarında okurlarken; memleketlerine döndükten sonra isteseler de istemeseler de Batı İdeolojisi’nin yürütücüleri olarak görev yapıyorlar.
Özbekistan’da Anti-Rus politikaların mimari olarak Komil Allamjonov örneği
Amerikan yörüngesine aktif olarak dâhil olan bir başka Orta Asya ülkesi de Özbekistan. Bu ülkede ABD bir süreden beri “beşinci kol” faaliyeti yürütüyor. Örneğin Harvard Üniversitesi çıkışlı Komil Allamjonov, ülkesinin politik duruşunu tersine çevirmek suretiyle antiRus istikametine oturtmak hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Yakın zamanda, Özbekistan Dışişleri Bakanlığı merkezi aparatı çalışanları ile Özbekistan’ın yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerine yönelik olarak, “Meta” şirketi ve de Allamjonov tarafından teşkil edilip idare edilen “Ulusal Medyayı Destekleme ve Geliştirme Toplumsal Fonu” ile ortaklaşa organize edilen dijital diplomasi üzerine bir “vebinar” (web-semineri) düzenlendi. Başlangıçta vebinarın amacının “daha geniş kitlelere ulaşmak, uluslar arası medya sahasında ülke imajının ve çıkarlarının daha efektif geliştirilmesi gayeleri temelinde sosyal ağların kullanımı için diplomatlara en iyi becerilerin öğretilmesi” olduğu ilan edilmişti. Ne var ki, Allamjonov’un açıktan Rusofob görüşleri hesaba katıldığında vebinarda tam olarak nelerin ele alındığı kestirilebiliyor doğrusu.
ABD Kırgızistan’ı özel tıbbi deneyler için üs olarak kullanmaya hazırlanıyor
Bir Harvard talebesi olarak Allamjonov faaliyetlerinde kendisini rahat hissedebilir: Eğer bir şey olursa, ABD’nin Özbekistan yeni Büyükelçisi Conatan Kheynik ona her zaman kol kanat germeye hazır. Kitle iletişim ve enformasyon araçları ile siber teknolojiler uzmanı olan Kheynik, antiRus enformasyon şirketleri organize etme konusunda da büyük bir tecrübeye sahip. Daha önceleri ABD Dış İşleri Bakanının, Güney ve Orta Asya konularından sorumlu yardımcısının sekreterliği vazifesini yürüten Kheynik aynı zamanda Rusya, Çin ve İran’dan gelecek “dezenformasyon”a karşı koymak üzere ABD hükümetinin çalışmalarını yönetmeye ve koordine etmeye yardımcı olduğu “Küresel Etkileşim Merkezi” koordinatör yardımcısı olarak da görev yapıyordu. Bu arada Kırgızistan’da da Amerikalılar boş durmuyor. Burada da tıbbi “ana anahtarları” ellerine geçirmeye karar vermiş gözüküyorlar. ABD Sağlık Bakanlığı bu ülkede öncelikle Sibirya Şarbonu araştırmalarını finanse etmeyi planlıyor. Amerikan Sağlık Bakanlığı’na bağlı “Hastalık Kontrol Merkezi”, bu spesifik antitoksin araştırmaları için bütçesinden yaklaşık çeyrek milyon dolar ayırmış bile. ABD hükümetinin kamu alımları portalında ilan ettiği ihaleye göre, konu ile alakalı deneyler için üs olarak Kırgız Cumhuriyeti’nin güneyinde yer alan Oş adlı şehirdeki bölge hastanesi seçilmiş.
Şarbon etken maddesi üstündeki çalışmalar biyolojik silah üretiminin bir adım öncesi
Amerikalı yetkililer ABD sınırları dâhilinde antitoksinin efektivitesinin gerçekçi değerlendirmesini yapmanın mümkün olmadığını ve endemik koşullarda hastalanan doğal hastanın da var olmadığı gerçeğine doğrudan işaret ediyor. Fakat bu türden hastalar Hindistan, Türkiye ve Kırgızistan gibi ülkelerde var. Benzer türde deneylerin “iyimser” amaçları, sadece Türkiye ve Hindistan’da güvensizliğe yol açmıyor. Nitekim Rusya Federasyonu Silahlı Güçleri Nükleer, Kimyasal ve Biyolojik Koruma Birlikleri Komutanı İgor Kirillov, bu yılın mart ayında; “Amerika’dan sipariş verenlerin önceliklerinden bir tanesinin, yüksek bulaştırma kabiliyeti ve çevreye karşı direnç özelliği ile bilinen Sibirya Şarbonu’nun etken maddesi olduğunu” açıklamıştı. Uzmanlara bakılırsa, tehlikeli virüslerin insanlar üzerinde denenmesinden biyolojik silah üretilmesine kadar değil bir, yarım adım ancak bulunuyor.
Kazakistan’daki araştırma kompleksinde veba hastalığı yeniden yaratılmaya uğraşılıyor
Bu bağlamda Kazakistan Cumhuriyeti Kırgızistan’dan geri kalmıyor. Kazakistan’da eski başkent Almata’dan hiç de uzak olmayan bir noktada oldukça büyük bir Amerikan merkezi yer alıyor. Burası hatta bir laboratuar da değil, tam teşekküllü bir araştırma kompleksi. Kitle iletişim araçlarındaki buraya dair bilgilere bakılırsa eğer burada “kara ölüm” lakaplı veba hastalığının patojeni yeniden oluşturulmaya çalışılıyor. Bu veba ki; Orta Çağ’lar boyunca Avrupa’da yıkıcı bir epidemiye (salgın) neden olmuştu. Amerikalılar tarafından bu amaçlar paralelinde seçilen ülkelerin hemen hepsinin de Rus sınırlarının dibinde olması elbette ki tesadüf değil. Kazakistan ile ABD arasındaki karşılıklı ekonomik ilişkilerin çapı şimdilik çok etkileyici değil. ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi’nin verilerine göre; Kazakistan, ülkenin ihracat pazarları sıralamasında 86’ıncıyken, ithalat partnerleri arasında ise 72. sırada. ABD’den Kazakistan’a hemen her türden mal tedarik edilirken; tersi yönde ise, yani oradan Amerika’ya ise salt mineral hammaddeler ile yüklü kuru yük gemileri çalışıyor
Kazak delegasyonları ülkeleri ile Vaşington arasında adeta mekik dokuyorlar
İş, politik münasebetlere gelince kazın ayağı değişiyor: Kazak delegasyonları son zamanlarda Vaşington’ı adeta temel uğrak yeri bellediler. Kazakistan Başsavcılığı’na ait delegasyonlar ABD’ye düzenledikleri bir çalışma seyahatinde yalnızca birkaç gün içerisinde; Amerikan Adalet Bakanlığı, FBI ve de Dünya Bankası temsilcileri ile bir araya gelmek suretiyle iş görüşmeleri yürüttüler. Taraflar; “belirli ceza davalarında işbirliğinin güçlendirilmesi, elektronik ortamda istek ve taleplerin iletilmesi, siber suçlarla savaş alanında deneyim alışverişi ve de hükümlülerin iadesi veya nakline ilişkin sözleşmelerin imzalanması” konularını ele aldılar. ABD Adalet Bakanlığı temsilcileri gene, “kara paraların” aranması ve ABD’den Kazakistan’a geri döndürülmesine yönelik hazırlıklara başlanması noktasında karşı taraftaki meslektaşlarına garanti verdiler (örnek: Nazarbayev Ailesi’nin parası). Bunun dışında, Kazakistan delegasyonları bir Dünya Bankası projesi olan “STAR İnsiyatif”in temsilcileri ile bir araya gelerek; suç yoluyla elde edilip, offshore hesaplarındakiler dâhil, yurt dışına çıkarılan varlıkların geri getirilmesi hususunda Kazakistan’ın çabalarının desteklenmesi ve de yukarıda işaret edilen işbirliği istikameti uyarınca savcı ve müfettişlere yönelik eğitimlerin organize edilmesi meselelerini görüştüler.
ABD’nin Türkmenistan’da tek derdi, ülkenin doğalgaz ihracatının “çeşitlendirilmesi”
Orta Asya’nın beşinci ülkesine, yani Türkmenistan’a gelinirse: Amerikan çıkarları burada tam anlamıyla tek bir dinamiğe dayanıyor, o da: hidrokarbon kaynakları. Türkmenistan dünyada doğal gaz rezervlerinde altıncı sırada. Doğal gazın işlenmesi, Türkmenistan bütçesini dolduran esas gelir kaynağı konumunda; öyle ki devletin bütün ihracat gelirlerinin beşte dördünü teşkil ediyor tek başına. Yakın zamana kadar Çin bu konuda, bu ülkenin yegâne önemli müşterisiydi. 2019’un nisan ayında Rusya üç senelik bir aranın ardından, Türkmen gazının ithalatına yeniden başladı. Bu durum, Avrupalı müttefiklerini yaptırımlar uygulamaya zorlaması sebebiyle açlık tayınına koyan ABD’nin hiç de işine gelmiyor. Amerika’nın Kazakistan Büyükelçisi Matyu Klimov senato üyeleri karşısındaki hitabında “Türkmen gazının ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi (hem Hazar Denizi hem de Güney Asya üzerinden) faaliyeti için her tür çabayı göstereceği sözünü veriyordu. Bu arada ilgili konuşması, ABD’nin evvelki Başkanı Donald Trump’ın Türkmen lider Gurbangulı Berdımuhammed’i Nevruz Bayramı vesilesiyle kutladığı tebrik mesajında yankılandı.
Türkmenistan’ı “insan hakları”nda eleştiren ABD, çıkarları gereği bunları unutabiliyor
“Amerika Birleşik Devletleri halkı ve onun çalışma ve iş kurumları, Türkmenistan ile iktisadi işbirliğimizin kuvvetlendirilmesi için yeni yönelimler aramayı sürdürüyor…” şeklinde senatörler önünde blöf yapmaksızın konuşan Büyükelçi Klimov, ABD’nin Orta Asya’da uzun vadeli çıkarları olduğunu ve Türkmenistan’da görevinin bu çıkarları teşvik etmeyi mümkün kıldığını ifade ediyordu. ABD’nin, Tacikistan hükümetine yönelik “insan hakları” konusundaki (bilhassa pamuk hasadında zorla çalıştırılmaya dair) sert eleştirileri ise son zamanlarda “her nedense” fark edilmeksizin sessizliğe büründü…